Skip to content Skip to footer

Balkon Terapisi: Küçük Bir Saksı Büyük Bir Nefes mi?

Konuğum “balkon.keyfi” profilinin sahibi, peyzaj ve bitki uzmanı Banu Yılmaz

Modern şehir yaşamı; beton, gürültü, ekranlar ve koşuşturmalar arasında doğadan giderek uzaklaştığımız bir çağ yaratıyor. Ancak doğa, küçük bir saksıda bile hayat bulabiliyor. Balkonumuzda yetişen bir lavanta, bir fesleğen, bir sardunya… Hepsi bize, nefes almayı ve fark etmeyi yeniden hatırlatıyor.

@balkon.keyfi Instagram profiliyle binlerce kişiye bitkilerin iyileştirici gücünü anlatan Banu Yılmaz, doğayla temasın aslında bir terapi olduğunu söylüyor. Kendisiyle balkon terapisinin inceliklerini, bitki yetiştirmenin püf noktalarını ve çiçeklerle yaşamayı konuştuk.

Banu Yılmaz ile yaptığımız keyifli ve ilham veren sohbetimizin önemli satırbaşlarını buraya alıyorum. Çiçeklerin dünyasında dair sohbetimizin tamamı Youtube kanalımda, izlemeyi unutmayın.

Tuğba Şengül:
Pek çok izleyicimiz sizi “Balkon Keyfi” hesabınızdan tanıyor. Paylaşımlarınız çok pratik, ilham verici. Bu yolculuk nasıl başladı?

Banu Yılmaz:
Aslında “Balkon Keyfi” bir hobi projesiydi. Çocukluğumda ailecek seralara giderdik; o bitki kokuları, o atmosfer belleğimde yer etmiş. Zamanla bu ilgi büyüdü ve profesyonel bir yön kazandı. Başta sadece kendi balkonumda yeşilliklerle, çiçeklerle küçük bir huzur alanı yaratmak istedim. Eş, dostun beğenisiyle “Neden olmasın?” dedim ve bugünlere geldik. Şimdi hem bitki ve peyzaj danışmanlığı yapıyor hem de balkon tasarımları gerçekleştiriyorum.

Tuğba Şengül:
Ne güzel… Şu anda neler yapıyorsunuz?

Banu Yılmaz:
Bitki ve çiçek peyzaj danışmanlığı yapıyorum. Balkon çiçeklendirmesi ve tasarımı, YouTube kanalımda bitkiler üzerine farkındalık videoları, Instagram paylaşımları ve bitki tutkunlarıyla kurduğumuz bir WhatsApp topluluğu var. İnsanlar bitkilerinin sorunlarını paylaşıyor, ben de birebir yanıtlıyorum. Amacım, doğayı fark ettirmek. Çünkü artık öyle bir hız çağındayız ki; kuru bir dalın canlanışını, yaprakların kızarmasını fark edemiyoruz. Oysa her mevsim kendi mucizesini gösteriyor.

Tuğba Şengül:
Bir balkonu yaşayan bir bahçeye dönüştürmenin ilk adımı nedir sizce?

Banu Yılmaz:
Her şeyden önce sevgi. Bitkiler ilgi ve sabır ister. Önce onları sevmek gerekiyor. Ardından balkonun konumuna uygun bitkileri seçmek çok önemli. Her bitki her yerde yetişmez. Doğru seçimlerle, her mevsim yeşil kalabilen huzurlu alanlar yaratmak mümkün.

Tuğba Şengül:
Peki şu sıralar sizin balkonda size en çok huzur veren bitki hangisi?

Banu Yılmaz:
Ekim ayıyla birlikte sonbahar renkleri balkona taşınıyor. Cennet bambusu- Nandina domestica yaprakları yeşilden kırmızıya döner, harika bir görüntü oluşturur. Lavantalar ise her daim yeşildir ve o kokusuyla balkonu şifalandırır. Ben her mevsim yeşil dokunun korunmasından yanayım; çünkü bitkiler değişse de yaşam enerjisi baki kalmalı.

Tuğba Şengül:
Çiçeklerle uğraşmak gerçekten bir terapi mi?

Banu Yılmaz:
Kesinlikle! Bitki yetiştirmek hem zihni hem bedeni besleyen bir uğraş. Bir tohumun filizlenmesine, bir çiçeğin açışına şahit olmak farkındalık kazandırır. Bu süreç bir tür meditasyondur. Toprakla temas ettiğinizde, zihniniz susar. Stres azalır, ruh dengelenir. Çiçekler adeta doğanın antidepresanlarıdır.

Tuğba Şengül:
Balkonu olmayanlar ne yapabilir? İç mekânlar için öneriniz var mı?

Banu Yılmaz:
Elbette. Küçücük bir alan bile doğa ile buluşmak için yeterli. Dikey bahçeler, Fransız balkonlar, hatta bir pencere önü bile değerlendirilebilir. Yeni başlayanlar için bakımı kolay pothos sarmaşığı, Zamiazeze bitkisi, monstera, kauçuk gibi türleri öneririm. Herkes kendi yaşam ritmine uygun bir bitki bulabilir.

Tuğba Şengül:
Bitki bakımında en sık yapılan hatalar neler?

Banu Yılmaz:
İlk sırada sulama var. “Her iki günde bir su verin” kuralı yok. Her bitkinin ihtiyacı farklı. Toprağı kontrol etmeden su vermeyin. Bazıları nemli, bazıları kuru toprak ister. Aksi takdirde kök çürümesi kaçınılmaz. İkinci hata, yanlış saksı seçimi. Bitkinin kök yapısına uygun saksı olmalı. Üçüncüsü, yanlış konumlandırma. Gölge seven bitkiyi cam önüne koyarsanız yapraklar yanar. Doğru ışık, doğru toprak, doğru su: üçü birden olmalı.

Tuğba Şengül:
Bitki yetiştirmekte dengeyi sağlamak zor galiba…

Banu Yılmaz:
Evet, azı da fazlası da zarar. Bitkilerle kurduğumuz ilişki aslında hayatla kurduğumuz ilişkinin bir yansıması. Onlara ne kadar farkındalıkla yaklaşırsak, o kadar karşılık alırız.

Tuğba Şengül:
Atölyelerinizden de bahseder misiniz?

Banu Yılmaz:
Geçen yıl başladık, çok güzel geri dönüşler alıyoruz. Amacım her kadının hayatına çiçeklerle dokunmak. Çünkü çiçeklerle çalışmak sadece el becerisi değil, ruhu da iyileştiren bir süreç. Katılımcılar içlerindeki unutulmuş “çiçeği” yeniden keşfediyor. O yüzden her atölyede farklı bir dönüşüm yaşanıyor.

Tuğba Şengül:
Ne güzel söylediniz… Gerçekten çiçeklerle uğraşmak, insanın içindeki bahçeyi de yeşertiyor.

Banu Yılmaz:
Kesinlikle. Kadınlar da tıpkı çiçekler gibi; ilgiyle büyür, sevgiyle canlanır. Fazla sulama nasıl kökü çürütürse, aşırı yüklenmek de aynı etkiyi yapar. Her şeyin olduğu gibi sevginin de dozu önemli.

Tuğba Şengül:
Hayalinizdeki balkon nasıl?

Banu Yılmaz:
Bol yeşillikli, sakin ve huzurlu… Ortasında bir zeytin ağacı olmalı. Altına bir şezlong, yanına kitap, bir fincan kahve… Zeytin ağacı hem huzur hem bereket getirir. Her mevsim doğanın başka bir yüzünü gösterecek bir balkon hayal ediyorum.

Tuğba Şengül:
Bunca yoğunlukta siz dengenizi nasıl sağlıyorsunuz?

Banu Yılmaz:
Programlı çalışıyorum. Disiplinli olmak kadar ruhu beslemek de önemli. Bitkilerle ilgilenmek, video çekmek, botanik bahçelerinde vakit geçirmek bana çok iyi geliyor. Orada zaman duruyor. İnternetsiz kalabilirim ama balkonsuz asla! Pandemide hepimiz anladık ki balkonlar sadece alan değil, nefes hepimiz için.